Embed

Akdenizli Maraş

Kahramanmaraş İpek Yolu ve Baharat Yolu üzerinde 7 bin yıllık tarihi olan bir kent. Hitit, Asur, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Osmanlı yönetiminde kalmış. Hitit kaynakları ve Boğazköy yazıtlarına göre Gurgum Devleti’ne başkentlik yapmış. Adı Hitit kralı Maraj’dan geliyor. Kentin Hitit, Bizans ve Osmanlı döneminde önemli bir merkez olduğu biliniyor. Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşı’ndan sonra kurduğu  ve Malatya, Antep, Kars-ı Zülkadiriye, ve Sumaysat sancaklarının bağlandığı Dulkadiroğulları Beyliği’nin merkezi olan Maraş, Sultan Abdülaziz zamanında Halep’e bağlanmış. 1908’de bağımsız bir mutasarrıflık olmuş.

Madalyalı şehir

Maraş, “Kahraman” unvanına sahip tek şehir. Mondros Mütarekesi’nden sonra Maraş’ı işgal eden Fransızlara karşı sivil bir direniş örgütleyen ve dışarıdan hiçbir askeri yardım almadan işgalcileri kovan kente bu ünvan, TBMM tarafından  5 Nisan 1925’te verildi. Maraş ayrıca Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası  ile de taltif edildi. 

Kahramanmaraş, çoğumuzun sandığının aksine doğu değil, bir Akdeniz kenti. İç Anadolu (Kapadokya), Akdeniz ve  Doğu Anadolu arasındabir geçiş koridoru oluşturan bir coğrafyada olduğundan iklimi farklılıklar gösteriyor. Kent merkezinde Akdeniz, yükseklerde kara iklimi özellikleri hakim. Hava kuru, nemsiz. Sıcak olmasına rağmen terlemeden dolaşılıyor, yukarılarda ise tatlı bir esinti hakim, yaz aylarında dahi akşamüstleri hava serinliyor. Denizden 586 metre yükseklikteki kentin, her tarafı barajlarla çevrili, öyle ki Kahramanmaraş’ın su potansiyeli GAP’ın dörtte birine eşit.

Aşık Mahzuni Şerif’in, Necip Fazıl Kısakürek’in  memleketinde TÜRSAB heyetinin ilk durağı Kahramanmaraşlıların gözdesi Başkonuş Yaylası. Andırın yolu üzerindeki yayla, otomobille 45 dakika uzaklıkta. Kent merkezinden yaylaya ilerlerken, bir tarafınızda Torosların sonu olan Ahır Dağları, diğer tarafta kıvrım kıvrım koylarıyla Marmaris’i çağrıştıran Sır Baraj gölü uzanıyor. Manzara mükemmel. Yemyeşil  platonun her iki tarafı çam, kamalak ve meşe ağaçlarıyla kaplı. Yayladaki orman için dinlenme tesisinde çeşitli ballar, kaymak, tereyağ, yöresel peynirler, hafifliğiyle dikkat çeken su börekleri ve gözlemelerle nefis bir kahvaltı yapmak mümkün.

Yedi Uyurlar

Ekibin sonraki durağı  Afşin’deki  Eshab-ı Kehf. Eshab-ı Kehf , “mağara arkadaşları” anlamına geliyor. Rivayete göre tüm semavi dinlerce kabul gören Yedi Uyurlar’ın 300 yıl uyuduğu mağara burada. Eshab-ı Kehf, İslam ve diğer semavi dinlerce ‘Yeniden Dirilme’nin inancının delilleri arasında gösteriliyor. Kahramanmaraşlılar için Eshab-ı Kehf’in Afşin’de olduğunu kanıtlamak çok önemli. Çünkü Kuşadası ve Tarsus’ta da birer Yedi Uyurlar mağarası mevcut. Üçü de Kuran-ı Kerim’deki Kehf suresinde belirtilen işaretler doğrultusunda  “esas” Yedi Uyurlar’ın kendi yerleşimlerinde olduğunu ileri sürüyor. Miladi 65 yılında, 6 genç, Hz. İsa’nın havarilerinden Yuhanna’nın hristiyanlığa çağrısını kabul ederler. O zamanki adı Efsus olan Afşin’in zalim, halkı kendisine ve putlara tapmaya zorlayan kral Dakyanus’un zulmünden kaçarlar. Yolda kendilerine bir çoban ve Kıtmir isimli köpeği katılır. Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenuş, Kefeştatayuş isimli yedi genç,  bir mağaraya sığınırlar. 300 yıl süren bir uykuya yatırlar. Uyandıklarında, içlerinden birini kente yiyecek almaya gönderirler. Bu arada Kral Theodus hristiyanlığı kabul etmiştir, ama Dakyanus döneminin parasıyla alışveriş etmesinden kuşkulanan halk genci mahkemeye çıkarır. Genç durumu anlatır, kanıtlamak içinde halkı mağaraya getirir.  Önden gidip arkadaşlarına durumu anlatacağını söyler, mağaraya girer ve sır olur. Selçuklular zamanında mağarayı da kapsayacak şekilde inşa edilen külliye, Kahramanmaraş  İl Özel İdaresi tarafından restore edilmiş.  Külliye içindeki cami ibadete açık.  Kervansaray’daki lokanta ise gerek mimari yapısı, gerek nefis yöre yemekleriyle mutlaka uğranılması gereken yerler arasında. 

Mağaralardaki hayat

Kahramanmaraş-Kayseri Yolu’nun 50. kilometresindeki Döngel Mağaraları, Maraş’ın tarih öncesi döneminden izler taşıyor.  Üst üste birbirine bağlı üç mağaradan oluşan Döngel Mağaralarındaki kazılarda bulunan, tarih öncesi Paleolotik dönem insanlarının kullandığı çakmak taşından yapılmış kesici,delici aletler, kalemler ve benzerleri müzede sergileniyor. Bu arada 102 metre yüksekliğindeki mağaraya 484 basamakla çıkılıyor. Zorlu bir parkur değil. İyi bir trekking ayakkabısı, bol ve rahat bir kıyafet yeterli. Mağaralardan dökülen şelale, çamlar, birbiri adına sıralanan dağlarla bezeli muhteşem güzellikte bir manzara çıkışta size eşlik ediyor. Dönüşte su kenarında, ağaçlar altındaki çay bahçesinde gözleme, çay, ayranla yorgunluk atıyorsunuz. 

Ceyhan Nehri üzerine kurulu Menzelet Baraj Gölü’nde yapılacak tekne yolculuğu, maviyle yeşile doyuruyor. Göle dik yamaçlarla inen ve üzerinde Hz. Ali’nin ayak izi olduğu söylenen Ali Kayası, görülmesi gerekenlerden. Menzelet, kano, sörf,  su kayağı gibi su sporları, hatta yamaç paraşütü için uygun. 

Kaleden kaleye

Andırın’da Roma ve Bizans döneminde kurulmuş 29 kale, Maraş kent merkezinde Selçuklu yapısı Ulucami,  avlulu, iki veya üç katlı konakları, hamamları, kapalıçarşı, ve kalesiyle Maraş, kültür turizmi açısından pek çok olanak sunuyor. Kapalıçarşısı’nda ayakkabıcılık, semerciler, bakırcılık, çarıkçılık ki- Troya  ve Hary Potter filmlerinde kullanılan sandaletler buradan gitmiş- elsanatları hala yaşıyor. Kuyumcular Çarşısı’ndaki takılar, işçilikleriyle göz kamaştırıyor. Bu çarşıda 24 ayarın dışında altın kullanılmadığını bilmenizde yarar var.

Gavur Gölü

Türkoğlu ilçesindeki Gavur Gölü ise kuş gözlemciliği için önemli bir alan. Esas adı  “Sağlık Ovası” olan Gavur Gölü, geçmişte Türkiye’nin en büyük sulak alanlarından biriydi. 1960’lı yıllardan itibaren bilinçsizce yapılan sivrisinek mücadelesi sonucu kurutulan gölün, eski sağlığına yeniden kavuşturulması bekleniyor. Gavur Gölü, Orta Afrika'dan Viktorya Gölünden başlayıp Kuzeye doğru devam eden Nil Vadisi, Lut Gölü ile Kahramanmaraş'ın kuzeyindeki Ahır Dağında son bulan dünyanın en büyük çöküntü alanlarından birisi olan Rift Vadisinin en kuzey ucunda yer alıyor. Tabanı turba denilen kömürleşmeye yüz tutmuş milyonlarca yıllık bitki, hayvan vs. fosilleri ile dolu. Kahramanmaraş Müzesi’nde sergilenmeyi bekleyen mamut fosili de burada bulunmuş. Göl içinde yaşayan balık, yılan, kurbağa ve mikroorganizmalar burada konaklayan tür sayısı açısından büyük zenginlik. Ülkemizde yaşayan 450 kuş türünden 239’ı burada devamlı yaşıyor. Orta Avrupa- Balkanlar- İstanbul Boğazı-İç Anadolu ve Ural Dağları- Kafkaslar-Doğu Anadolu gibi çok önemli iki kuş göç yolu üzerinde olan göl, Amik Gölünün kurutulmasıyla güneye inen kuş kafilelerinin Türkiye’deki  son dinlenme ve beslenme yeri. Turizme açılmak isteyen Kahramanmaraş’ın bindiği dalı kesmemek için Gavur Gölü’nü ve ekosistemini koruması gerekiyor.

Orkideler cenneti

Maraş’ın florası ve faunası da zengin. Berit, Ahırdağı, Binboğa, Engizek, Kayranlı dağları, Keklikoluk yöresi, Başkonuş, Yavşan yaylalarında 2500 çeşit çiçek yetişiyor. Bu çiçeklerin 500 tanesi Türkiye’ye özgü endemik bitkilerden. Endemik bitkilerin 25 tanesi sadece Kahramanmaraş’ta yetişiyor. İsimlerini Maraş’tan alan bu endemik bitkilerin yanı sıra, meşhur Maraş dondurmasında kullanılan salepin elde edildiği orkideler de, bölgenin önemli bitki popülasyonları arasında. Orkideleri de korumak gerekiyor. Çünkü 1 ton salep tozu elde etmek için 2 milyon adet orkide yumrusu kullanmak gerekiyor. Sadece bu rakam bile Maraş’taki orkide sayısını tahmin etmek için yeterli.

Uğurböceği safari

Şehir merkezine 65 kilometre uzaklıkta, Büyüksır Köyü’ne çok yakın olan Uludaz Dağı, fotoğraf tutkunları ve doğal hayat gözlemcilerinin uğrak yeri. Halk arasında “uç uç böceği”, “gelin böceği” de denilen uğur böcekleriyle kaplı. Coccinella semptempuctata, diğer adıyla “yedi noktalı uğur böceği” adeta bir bulut gibi kaplıyor Uludaz dağını. Yaprak bitleri, beyaz sinek ve trips ile besleniyorlar. Kışın kalabalık gruplar halinde kış uykusuna yatıyorlar. Gevşek bir ağaç kabuğunun altında, kuytu bir yerde 50-100 uğurböceğine birden rastlayabiliyorsunuz. Yaz geldiğinde sürüler halinde uçuşmaya başlıyorlar. Uygun mevsimlerde Uludaz Dağı’na yapılacak doğa turları bile Maraş’ın adını duyurmaya yeter.

Kent tasarımına dikkat

Kahramanmaraş’ın tarihi, kültürü, doğası, yemekleri, el sanatları için söylenecek çok söz var. Hani hep derler ya, “başkasının elinde olsa burası cennet olur “ diye. Maraş zaten bir cennet, tabii ki bilene. Zeytin bahçelerinin yerine dikilen beton kütlelerin o güzelim dağları kapattığı görüntülere bakınca, insanın içi burkuluyor, nefesi daralıyor. Umarız kent tasarımındaki bu yanlıştan çabuk dönülür ve Maraş, Beypazarı, Taraklı, Safranbolu örneklerinde olduğu gibi tarihi mimarisine uygun konutlara yönelir.

Ne yenir, ne alınır?

Maraş’ın başta dondurması olmak üzere, ekşili çorbası,  et yemekleri, baklavası , tarhanası meşhur. Tarhanalar Hitit dönemindeki yöntemle yapılıyor. Cips şeklinde, döğme buğday ve yoğurtla yapılan ve güneşte kurutulan tarhanalar çerez gibi kuru kuru yenebiliyor.  Sadesi, acılısı gibi çeşitli türleri var. Tabii ki çorbası da nefis oluyor. Çeşitli kırmızı pul biberler, sumak ekşisi, meyan kökü şerbeti de tadılması gerekenler arasında.

Nerede Kalınır?

Sır Baraj gölünün kapsayan manzarası, şık ve ferah odaları, özenli dekorasyonuyla yeni açılan Ramada Oteli iyi bir alternatif. 4 yıldızlı olan Arsan ve Yimpaş otelleri de şehir merkezinde yer alan oteller arasında.

Nasıl Gidilir?

Kahramanmaraş'a havayolu ile gitmek isteyenler için İstanbul ve Ankara'dan direkt uçuşlar mevcut. İstanbul'dan uçakla 1 saat 20 dakika sonra Kahramanmaraş'a ulaşabiliyorsunuz. Havaalanı kent merkezi 8 km uzaklıkta. Otobüsle de Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirler başta olmak üzere diğer tüm illerden ulaşmak mümkün.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!