Bergama'dan bize kalanlar

13/9/2008 · Kategori: Gezi yazıları



Akropole teleferik yapılsın mı yapılmasın mı  tartışmalarıyla gündeme  gelen Bergama’nın denizden yüksekliği 60 metre. Antik adı Pergamon, İyon’dan Romalılara, Selçuklu’dan Osmanlı’ya pek çok medeniyetin yaşadığı kentin en yüksek noktası tepedeki Akropol’un yüksekliği ise 335 metre. 
Dönemin en parlak yerleşimlerinden olan Bergama, sanat ve kültür merkeziydi. Roma çağında önemini sürdürdü, Hristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi oldu. Incil’de sözü edilen yedi kiliseden biri buradaydı. Bizans döneminde etrafı bir surla cevrildi. 1330’da Türklerin eline geçti.
Bergama antik kenti  üç bölümden oluşuyor. Tepede Yukarı Kent anlamına gelen Akropol bulunuyor.  Akropolün en yüksek ve korunaklı yerinde kral sarayları, tapınaklar ve su sarnıçları mevcut.. Burada kral ailesi, kentin ileri gelenleri, aydınları, din adamları ve komutanları otururdu. Herkesin girip çıktığı orta kentte ise tapınaklar, gymnasiumlar, temenoslar bulunuyordu.  Aşağı kent ise halkın pazar alışverişi yaptığı bir yerleşme yeriydi.

Berlin’deki Bergama
Bergama ve tabii ki Akropol ülkemizin yabancı arkeologlar tarafından soyulup soğan çevrilen değerlerinden biri. Buradaki ilk kazı 1874 yılında 11. Abdülhamit zamanında başlamış. Alman Mühendis Carl Humann antik parçalar bulmuş, 1878’de Alman Arkeoloji Enstitüsü kazılara başlamış. İsteği üzerine Carl Humann ölümünden sonra Akropolis’e  gömülmüş. 1927’ye kadar süren kazılarda Akropolis ortaya çıkarılmış. Çıkarılmış ama, çok önemli parçalarda kaçırılmış. Akropol'ün en görkemli eseri Pergamon Kralı II. Eumenes tarafından Galatlara karşı yapılan savaşın kazanılmasının anısına inşa edilen Zeus Sunağı. Peki bu sunak nerede dersiniz? Berlin Antikenmuseum’da. Türkiye sunağı geri almak için yıllardır uğraşıp duruyor. Ama müze yetkilileri sunağın padişahın izniyle yurtdışına çıkarıldığını ileri sürerek sunağı vermiyor. Sunağın Akropol’de sadece kaideleri var. 
Bergama’dan Berlin’e uçurulan sadece Zeus Sunağı da değil. Buradan pek çok eser bu müzeye gitmiş. Bergama parça parça Berlin’e taşınmış.
Akropol’deki sütunlu bir avlu etrafında toplanmış odalar biçiminde tasarlanmış olan sarayların dış görünümleri sade. Herbiri kralların adını taşıyor; Attalos I, Eumenes II ve Attalos II.  Saraylara ait iki sarnıçtan en büyük yapıya ait olanı akropol yolu üzerinde.

Troyan Tapınağı: Akropol’un en yüksek yerinde Troyan tapınağı var.  68x58 metre büyüklüğünde bir teras üzerinde yükselen tapınağın yapımına tanrılaşmış Roma İmparatoru Troyan zamanında başlanmış, ölümünden sonra yerine geçen Hadrian tarafından da tamamlanmış. Burada her iki imparatora da tapınılmış. Tapınağın içindeki Troyan’ın ve Hadrian’ın  kolosal mermer heykellerinin başlarının yerinde de yeller esiyor. Neredelermi? Tabii ki, Berlin Müzesi'nde.
Athena Tapınağı: Bergama'nın mitolojik döneminden beri kültü kabul edilen akıl ve savaş tanrıçası Athena adına da bir tapınak vardı. Tiyatro terasının üzerinde Dor düzeninde yapılmış tapınağı görmek içinde Berlin’e gitmek gerekiyor. Almanlar herhalde sökemedikleri ya da taşımak zor olduğu için temellerini bize bırakmışlar.
Bergama Kütüphanesi: Athena Tapınağı'nın kuzeyinde dört salonlu,  Helenistik dönemin en büyük kitaplıklarından biriydi. Kütüphanede "Pergamon derisi" olarak adlandırılan parşömen üstüne yazılmış 200 bin kitap bulunduğu biliniyor. İskenderiye Kütüphanesi’yle rekabet eden önemli bir kütüphane. Hatta rekabet yüzünden Mısır kralı papirüs dışsatımını yasaklamış. Bergamalılarda, papirüs yerine geçebilecek herhangi bir maddeyi getirene büyük ödüller vermeyi duyurmuş. Sardes'li sanatçı Krates, krala keçi derisinden özel bir biçimde hazırlanmış bir örnek getirmiş. Bu kağıtlara Bergama kağıdı (Pergaminae Chartae) adı verilmiş. Bu kağıtlara bizler parşömen diyoruz.
Tiyatro:  Yaklaşık 10 bin kişi alan tiyatro, antik çağın en dik ve en önemli tiyatrolarından biriydi.  Hellenistik dönemde yapıların doğayla uyumlu olmasına önem verildiği için sahnesi ahşapmış. Bu sahne oyun günleri takı lır, bitince de sökülürmüş. İnsanlar bir taraftan oyunuseyrederken, ovayı ve kenti de görmek isterlermiş. 
Dionysos Tapınağı: Akropol'un bir başka tapınağı olan Dionysos Tapınağı, M.Ö. 2. Yüzyılda  yapılmış. Tiyatro terasının kuzeyindeki yapı,  25 basamakla çıkılan bir podyum üzerinde yer alıyormuş.  M.S. 3. yüzyıl kendini olasılıkla yeni Dionysos olarak kutlayan imparator Caracalla tarafından mermere çevrilmiş.



Demeter alanı: Pergamon’un Orta Kent bölümünde doğrudan devlet yönetimiyle ilgili olmayan yapılar, gençler için spor alanları, halka açık tapınaklar yer alırdı. En önemli alanı  Demeter Kutsal Alanı'ydı. Bu alan dikdörtgen bir platformda yer alıyordu. Yukarı Gymnasion'dan gelindiğinde, eskiden bir çeşme ile kurban çukurunun bulunduğu alana giriliyor. Buradan beş basamakla çıkılan iki sütunlu anıtsal girişe (propylaia) ulaşılıyor. Kutsal alana işte buradan iniliyor. Alanın solunda tapınak, ortasında ise sunak varmış.  Sağ yandaki 10 sıralı oturma alanında, Demeter ve Kore dinsel törenlerini 600 kişi izleyebiliyormuş. â?¨â?¨ 
Gymnasion: Orta Kent'in en büyük yapı kompleksiydi. Burada çeşitli spor dallarında çalışmalar ve yarışmalar yapılırdı. Gymnasion, yukarıya doğru genişleyen üç teras üzerine kuruluydu ve bir bakıma üç ayrı Gymnasion biçiminde inşa edilmişti. Üst terası yetişkinlere, orta terası gençlere, alt terası ise çocuklara ayrılmıştı. Orta bölümünde galerilerle çevrili alanda güreş, disk atma, uzun atlama gibi spor çalışmaları yapılırdı. Kuzeydeki galerinin arka bölümündeki salonlarda çeşitli konularda dersler verilirdi. Bu salonlardan biri 1.000 kişi alabilecek büyüklükteydi. Güney galerisinin altında bulunan üstü kapalı koşu yolu 212 metre uzunluğundaydı.
Bergama’da şehir içinde bir de Bazilika var. Kırmızı renkli tuğladan yapılan bazilika Kızıl Avlu olarak da biliniyor.  Hristiyanlığın ilk 7 kilisesinden biri olarak adı İncil'de de geçiyor.


Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »