Urartunun Baskenti:Van
4/8/2008 · Kategori: kultur-sanat
Temmuz ayının son günlerinde, TÜRSAB’ın yedinci kültür sempozyumu nedeniyle Van’daydık. Kentin ekonomik, sosyal, çevre ve turizm sorunlarının tartışıldığı sempozyumdan arta kalan zamanlarda tarihi M.Ö. 4000’lere uzanan, Doğu’nun en eski kentlerinden biri olan Van’ı gezdik.
Tarihi boyunca Hurriler, Mitanniler, Akkoyunlular, İlhanlılar, Safeviler, Harzemşahlar, Eyyübiler, Anadolu Selçukluları ve Osmanlı tarafından yönetilmiş Van.En önemli yanı ise Urartu Uygarlığı’nın başkenti olması. Van, turizmde yer almaya hazırlanıyor ama, modernleşmenin yanlış ölçütü kentin tarihi dokusunu bozmuş. Urartu döneminde Tuşpa adını taşıyan Van’ın kent merkezinde bu medeniyetin izlerinden eser yok. Urartu’ya ait bir şeyler görmek isterseniz Müze’ye, Kale’ye, Akdamar Adası’na ya da Van’ın ilçelerine gitmeniz gerek.
Şehrin etrafı dağlarla çevrili. Apartmanlar o güzelim dağları kapatıyor. Oysa 30-40 yıl öncesine kadar Van, Kehriz denilen yeraltı sulama kanallarıyla hayat bulan, meyve bahçeleriyle çevrili tek ya da iki katlı kerpiç evlerden oluşan, yeşillikler içinde bir kentmiş.
Yeri gelmişken Kehriz’lerden de kısaca söz edelim. Kehrizler; Çin’den başlayarak Anadolu’ya uzanan Tarihi İpek Yolu üzerinde kervanların su ihtiyacını karşılamak için yapılan yeraltı su kanalları. Anadolu’da Şanlıurfa ve Van’da görülüyorlar. Sıcak havada suyun buharlaşmaması için yapılan bu yeraltı su tünelleri, İ.Ö. 9 ve 6.’ıncı yüzyıllarda Van’da hüküm süren Urartu’ların mirası. Kehrizler vasıtasıyla yerleşim birimlerine getirilen su, mahalle çeşmelerine dağıtılır, kentin sokaklarında akan kanallardan da bahçeler sulanırmış. Kente aynı zamanda serinlik de sağlayan kehrizler 1970’lere kadar kullanılmış... 48 Kehriz’den bugüne sadece 3 tanesi kalabilmiş.
Ana caddeler ünlü markaların ürünlerini satan mağazalarla dolu. 2007 sayımına göre nüfusu 980 bin. Halkın yarısı merkez ilçede yaşıyor. Dolayısıyla göçün getirdiği yoksulluk kente damgasını vuruyor. Sokaklar yan yana dizilmiş boyacılık yapan gençlerle dolu. İnsan ister istemez ‘bu kadar çok boyanacak ayakkabı var mı bu kentte’ diye düşünüyor. Bir yandan da caddelerden pahalı cipler geçiyor. Sokakların nüfusunda erkekler egemen ama, kaç göç yok, kadınlarda modern giysileriyle rahatlıkla gezip, dolaşıyor.
Hepsi konservatuarda müzik eğitimi almış, kışın müzik öğretmenliği yapan, yazın türkü barda sahne alan, gerçekten de iyi müzik yapan, türkülerin arasına hip hop, bazen caz melodileri katarak kendi özgün tarzlarını yaratan “Sır” isimli grup, Van’ın modern dinamiğinin bir göstergesiydi.
Van Denizi
Vanlıların “ Deniz” dediği Van Gölü, halkın serinlediği en önemli piknik alanı. Kentte “Deniz malzemeleri satılır” ilanlarının yer aldığı dükkanlar göze çarpıyor. Göl, gerçekten de deniz kadar büyük. Dünyanın en büyük sodalı gölü. Suyu bu yüzden yapışkanımsı bir his veriyor ama, rahatlıkla yüzülüyor.
Gevaş’tan Akdamar Adası’na yolcu motorları işliyor.Japonlar, Almanlar çoktan buraları keşfetmiş. Sabahın erken saatinde otelin asansöründe güneşten korunmak için minik şemsiyelerini yanlarından ayırmayan Japonlarla burun buruna gelirseniz, ya da Gevaş’ta Van Gölü’nün kenarındaki “ Grand Deniz Tesisleri” nde biralarını yudumlayıp, inci kefalinin tadına bakan, nefis pidelere mis kokulu otlu peyniri sarıp afiyetle yiyen, askılı bluzları, dizüstü şortlarıyla oturan Almanları görürseniz şaşırmayın.
Gezilecek yerler
Kent içinde gezilecek yerler Van Müzesi, Van Kalesi, Meherkapı ve Kedi Evi. Bildiğiniz gibi bir gözü mavi, bir gözü yeşil beyaz tüylü Van kedileri özel bir cins. Suda yüzmeyi seven bu ilginç türe Vanlılar “pisik” diyor. Valilik ve ve Yüzüncü Yıl Üniversitesi işbirliğiyle üniversite kampüsü içinde açılan Van Kedisi Evi, bu türün korunması amacıyla kurulmuş.
Van Kalesi’ne bir Perşembe günü gitmeye çalışın. Evlenecek genç kızların çeşitli maniler söyleyerek kaleden kayışlarını izlemek ilginç bir deneyim olabilir. Kaleye akşam üstü çıkmayı da unutmayın. Kaleden güneşin Van Gölü üzerinde batışını izlemek fotoğraf tutkunları için keyifli kareler sunuyor. Ardından Kale eteğindeki çay bahçelerinde nefes alabilir, takı dükkanından ucuz fakat zevkli, değerli taşlar ve gümüşlerle bezenmiş takılar alabilirsiniz.
Van Müzesi, dünyanın en önemli Urartu müzelerinden biri. Küçük bir müze. Yetersiz olduğunun herkes farkında. Binlerce eserin depolarda içler acısı bir durumda olduğu bakan dahil tüm yetkililerce ifade ediliyor. Yenisi yakında yapılacak. Müzede erken tunç ve neolitik çağlara ait eserler, Urartu seramikleri, takılar, ölü gömme kapları, sikkeler, çivi yazılı kitabeler, etnografik eserler ve Van kilimleri sergileniyor.
Tamara’dan Akdamar’a
Kilise 915-921 yılları arasında Vaspurakan Kralı 1. Gagik tarafından Mimar Kesiş Manuel’e yaptırılmış. Haç planlı kilise mimarisi kadar üzerindeki İncil ve Tevrat’tan sahnelerin betimlendiği taş işlemeleriyle çarpıcı.
Akdamar’ın adı tıpkı Kızkulesi ve Çanakkele Boğazı’ndaki Hero ile Leandros’un aşkı gibi sonu ölümle biten, suyla bağlantılı bir aşk öyküsünden geliyor. Rivayet odur ki, vaktiyle adada başkeşisin kızı olan güzel mi güzel Tamara adında bir kız yaşarmış. Karşı kıyıda da iyi bir yüzücü olan genç bir çoban...Genç, günün birinde adada yaşayanları merak etmiş ve yüzerek adaya ulaşmış. Kıyıda dolaşan Tamara’yla karşılaşmış. Aşık olmuşlar birbirlerine. Genç her gece Tamara’nın yaktığı fenerin ışığını takip ederek adaya yüzer, sevgilisiyle buluşur, sonra da geri dönermiş. Keşiş, kızının gençle buluştuğunu öğrenmiş. Fırtınalı bir gecede Tamara’nın bıraktığı fenerin yerini sürekli değiştirerek gencin yolunu şaşırtmış. Bir pervane gibi ışığa doğru yüzmeye çalışan gencin bir süre sonra dermanı kalmamış, “Ah Tamara, Ah tamara” diye diye boğulmuş. Sevgilisinin cesedini kayalıklarda gören Tamara da kendini Van Gölü’nün derinliklerine atmış. Adanın ve kilisenin adı, ‘Ah Tamara” diyerek ölen gence ithafen zamanla “Akdamar” a dönüşmüş. Eskiden badem ağaçları ve bağlarla bezeliymiş ada. Şimdilerde birkaç badem ağacı kalmış geriye. Bağların yerinde ise yeller esiyor. Neyse ki Akdamar Kilisesi restore edilmiş ve anıt-müze olarak ziyarete açılmış.
Nereye gidilir?

Van’ın çevresinde gezilecek pek çok yer var. Buralar, Van’ın turizmde önemli bir destinasyon olması için fazlasıyla zengin. Erçek Gölü, Keşiş Gölü, Van Gölü kıyısında bir Ege kasabasını andıran Edremit ilçesi, Şamran Kanalı, Dilkaya Höyüğü, Kız Damı denilen surlar, Savacak Şelalesi, Hazine Kapısı, Harbedar (Harabe Köyü), Anzaf Kalesi, Çavuştepe Kalesi, Hoşap Kalesi gezilecek yerler arasında. Ulu Cami, İzzettin Şir Camii, Kaya Çelebi Camii, Hüsrev Paşa Külliyesi, Yedi Kilise, St. Bartholomeus Kilisesi, Halime Hatun Kümbeti, İkiz Kümbetler, Erçiş Zortul Kümbeti, Yeşilalıç Kaya Nişi, Evliya Bey Köprüsü, Bend-i Mahi Köprüsü, Kırmızı Köprü, Hasan Abdal Kaplıcası, Yavuzlar Köyü Peri Bacaları Van’ı anlamak için görülmesi gereken yerler...
Boynu bükük çiçekler
Turuncu ve sarı çiçekleri yere bakan Ağlayan Gelin’in içinde gözyaşına benzer altı adet şekil bulunuyor ve her sabah göbeğinden su yayıyor. Hüznün Çiçeği de denilen Ağlayan Gelin, daha çok mezarlık bitkisi olarak kullanılıyor ve kutsal sayılıyor. Van Lalesi ise bordo rengi çiçekleri yere bakan olağanüstü güzellikte soğanlı bir bitki. Her iki bitkinin de sökümü ve izinsiz dikimi yasak. Sadece tarlalarda büyütülüyor ve ihraç ediliyorlar.
Kentte kahvaltı kültürü yaygın. Bir sokak tamamen kahvaltı satan dükkanlarla dolu. Sabah 04.00’te başlayan kahvaltı öğlen 12.00’ye kadar sürüyor. Her an tıklım tıklım kahvaltı salonlarında kavurmalı yumurtadan, cevizli ballı kaymak, başta yerel adlarıyla sirmo, heliz, mendo, siyabo, kekik, yabani nane ve sov otu katılarak yapılan otlu peynir olmak üzere peynir çeşitleri, cacık, buğdayın kavrularak öğütülmesi sonucu elde edilen Gavut, nefis pideler dahil 37 çeşide ulaşan zengin bir kahvaltı sunuluyor. Van Gölü’nden çıkarılan İnci Kefali, kavurmalı uşgun ekşilisi, sengeser, kurut aşı, Kürt köftesi, ayran aşı, keledoş, mıhla, kaşık tatlısı, demir tatlısı bölgenin yemek kültürünün demirbaşları...
Ne alınır?
Van’ın gümüş savat işlemeciliği meşhur. Urartu motifleriyle bezenmiş muhteşem takıların satıldığı kuyumcularda zümrüt, yakut gibi değerli taşlardan yapılmış takıları ucuz rakamlara alabiliyorsunuz. Van kilimleri de ünlü...Van-Edremit Yolu’ndaki Urartu Halı, binlerce çeşidiyle bir halı ve kilim cenneti. Peynirciler Çarşısı’nda envai çeşit peynir satılıyor. Rus Pazarı denilen çarşıda takıdan, şala, yabancı çaydan Rus tekstil ve ahşap ürünlerine pek çok şey mevcut. İran Pazarı da kentin ilginç duraklarından.